Prostat Kanseri Hakkında Neler Biliyoruz?

Prostat kanseri hakkında neler biliyoruz? Prostat kanseri nedir? Neden olur? Belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir? Prostat kanseri, prostat bezinden köken alan kötü huylu bir tümördür. Kötü huylu tümörler kanser olarak bilinir. Kanser, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması demektir. Bir çok kanser türü bulunmaktadır. Erkeklerde en sık görülen kanserlerden biridir. Halk arasında kötü huylu prostat büyümesi olarak da bilinir. Hastalık iyi huylu prostat büyümesi ile karıştırılmamalıdır. Çünkü ikisi bir birinden tamamen farklı hastalıklardır.

Prostat kanseri genel olarak yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. Hastalık ilk başlarda herhangi bir belirtiye neden olmaz. Bu özelliğinden dolayı sinsi seyir gösterebilir ve tanısı konduğunda iş işten geçmiş olabilir. Ancak nadir de olsa bazı kanser türleri hızlı bir seyir de gösterebilir.

Prostat kanseri bir yaşlılık hastalığıdır. Hastalığın gelişme riski yaşla birlikte artış gösterir. Prostat kanserinin ortalama tanı konulma yaşı 69 olarak bulunmuştur.

Ancak, tanı araçlarındaki gelişmeler ve toplumun hastalık konusunda bilinç düzeyinin artmasıyla birlikte, hem tanı konulan prostat kanseri sayısında hem de genç yaşlarda tespit edilen prostat kanseri sayısında bir artış gözlenmiştir.

Prostat Nedir?

Prostat nedir?
Prostat nedir?

Prostat kanserini daha iyi anlayabilmek için öncelikle prostat hakkında bazı bilgileri edinmekte fayda vardır. Prostat, mesanenin yani idrar kesesinin hemen altında, idrar kanalının etrafını saran bir organdır. Bu organ bez yapısındadır. Prostat bezi sadece erkeklerde bulunur, kadınlarda prostat bezi yoktur. Görevi meni sıvısının bir kısmını üretmek ve meninin akışkanlığını sağlamaktır. Ayrıca prostat bezinde, bulunan kaslar, boşalma sırasında meninin dışarı atılmasını sağlar.

Genç bir erkekte, sağlıklı bir prostat yaklaşık bir ceviz büyüklüğündedir. Ağırlığı yaklaşık 15- 25 gram kadardır. Yaşlanmayla birlikte prostat bezi de yavaşça büyümeye başlar. .

Prostat Kanseri Kimlerde Daha Çok Görülür?

Prostat kanserine yakalanmak için yaşlı olmak gerekir. Ancak bu demek değildir ki gençler prostat kanserine yakalanmaz. Prostat kanseri için bilinen en önemli risk faktörü yaştır. Hastalık 40 yaş altında oldukça nadir görülür. Hastalar daha çok 65 yaş üstü erkeklerdir.

Baba tarafından birinci derece akrabasında prostat kanseri olanlarda, olmayanlara göre hastalığın görülme ihtimali daha sıktır. Aile geçmişi de bir risk artışı getirmektedir.

Hastalığın gelişiminde etkili olan bir başka faktör ise beslenme alışkanlığıdır. Yağlı gıdalar, aşırı et ve süt tüketenlerde hastalık daha çok görülmektedir.

Prostat Kanseri Belirtileri Hakkında Neler Biliyoruz?

prostat kanseri belirtileri
prostat kanseri belirtileri

Prostat kanseri genellikle ilk başlarda herhangi bir belirtiye neden olmaz. Prostat kanseri belirtileri hastalığın ileri evrelerinde karşımıza çıkar. Prostat kanserinin belirtileri;

  • Sık idrara çıkma
  • idrar akımında zayıflık
  • İdrarda kan bulunması
  • Sertleşme sorunları
  • İdrar kaçırma
  • Dışkı kaçırma
  • Özellikle kalça, sırt, göğüs ya da bacaklarda görülen ağrı
  • Bacaklarda güçsüzlük
  • Kemik ağrıları

Prostat Kanseri Tanısı Hakkında Neler Biliyoruz?

PSA Testi

psa testi
Prostat kanserinin tanısında psa testi

Prostat büyümesi ve prostat kanseri tanısında kullanılan bir kan testidir. Eğer PSA seviyesi olması gerekenden çok yüksekse, akla prostat kanseri gelmelidir. Ancak PSA yüksekliği sadece prostat kanserinden kaynaklanmaz. Prostat iltihabı ve prostatın iyi huylu büyümesi de PSA da yüksekliğe neden olabilir. Ayrıca PSA normal iken de kişide prostat kanseri görülebilir.

Prostat Muayenesi (Rektal Tuşe, Parmakla Prostat Muayenesi)

prostat kanseri tanısı
Prostat kanserinin tanısında prostat muayenesi çok önemlidir.

Prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamı hakkında çok değerli bilgiler verir. Parmak ucuna gelen sertlik prostat kanseri açısından şüphe uyandırır.

Prostat Biyopsisi Hakkında Neler Biliyoruz?

Eğer PSA değeri normalden yüksek ya da prostat muayenesi şüpheli ise mutlaka prostat biyopsisi yapılmalıdır. Prostat biyopsisi prostat içinde kanser hücresinin olup olmadığını anlamak için yapılır. Prostat kanserinin kesin tanısı prostat biyopsisi ile konur.

İşlem sırasında prostat bezinden farklı bölgelerden 12 adet doku örneği alınır. İşlemden bir hafta önce kan sulandırıcı ilaçların kesilmesi gerekir. Biyopsiden önce antibiyotik verilebilir.  Enfeksiyondan korumak için kalın bağırsak temizliğinin yapılması gerekir.

İşlem sırasında ağrı duyulmaması için makata uyuşturucu jel sıkılır. Alınan doku parçaları patoloji uzmanı tarafından incelenir.

Prostat biyopsisinden sonra bir sütre idrarda ve menide kan görülebilir. Ateşin çıkması durumunda mutlaka acilen doktora başvurulmalıdır.

Her ne kadar biyopsi güvenilir bir tanı aracı olsa da bazen,  prostatta mevcut kanseri saptayamayabilir.

Prostat Kanserinin Sınıflandırılması Nasıl Yapılır?

Prostat kanseri, hastalığın evresi ve tümör hücrelerinin saldırganlık (agresiflik) derecesine göre sınıflandırılır. Yapılan bu sınıflandırma tedavi seçimi için de çok önemlidir.

Prostat kanserinin evrelemesi, kanserin ne kadar ilerlemiş olduğunu, lenf bezi ya da kemik gibi diğer organlara yayılıp yayımlamadığını anlamak için yapılır. Hastalığı evrelemek için  prostat muayenesi ve bazı görüntüleme tetkiklerine ihtiyaç vardır.

TNM (Tümör, Nodül, Metastaz) Evrelemesi

Hastalığın evresini anlamak için TNM (Tümör, Nodül, Metastaz) adı verilen bir sınıflandırma yöntemi kullanılır. Bu sınıflama sistemine göre hastalığın 4 evresi bulunmaktadır. T; kanserin boyutunu, N; lenf düğümü tutulumu olup olmadığını, M ise metastaz yani kemikler, akciğer, beyin gibi vücudun herhangi bir yerine yayılıp yayılmadığı hakkında bilgi verir.

Gleason Skoru

Sınıflandırmada kullanılan diğer faktör ise Gleason skorlamasıdır. Gleason skoru, biyopsi ile alınan dokunun mikroskop altında incelenmesi ile elde edilir. Skorlama işini patoloji uzmanı yapar. Elde edilecek olan toplam skor, kanserin agresifliği hakkında bilgi verir. Patoloji uzmanı, kanser hücrelerinin yapı ve düzenlerinin, normal hücrelerden ne kadar çok bozulduğuna bakarak skorlama yapar. Böylece kanserin ne kadar hızlı büyüyeceği hakkında bize bilgi verir.

Gleason skoru 6 ile 10 arasında değişir. Skor ne kadar yüksek olursa, kanser o kadar agresiftir ve tedavi edilmesi daha zordur. Bu skor, kanser hücrelerinin normal hücrelere göre olan yapı ve düzenlerindeki bozulmaya göre hesaplanır.  Her bir yapı (patern) 1 ile 5 arasında bir değer alır. Patoloji uzmanı, incelediği dokuda en çok görülen iki paternin skorlarını toplar ve Gleason skorunu hesaplar. Örnek vermek gerekirse; en çok görülen paternin skoru 3 ve ikinci en sık görülen paternin skoru 4 ise, hastanın Gleason skoru 3 + 4 = 7 olarak hesaplanır.

Prostat Kanserinin Kaç Evresi Vardır?

Hastalığın farklı evreleri bulunmaktadır. Eğer kanser prostat bezi içinde sınırlı kalmış ve prostat dışına henüz yayılmamış ise hastalığın bu evresine lokalize prostat kanseri adı verilir. Kanser hücreleri prostat bezi dışına çıkmış, çok uzağa gitmemiş,  ancak meni kesesi, mesane boynu ya da leğen kemiği içindeki lenf bezlerine yayılmışsa hastalığın bu evresine ise lokal ileri prostat kanseri denir.

Hastalık leğen kemiği dışındaki uzak lenf bezlerine ya da kemik, akciğer ve beyin gibi organlara yayılmışsa bu duruma metastatik prostat kanseri denir.

Lokalize Prostat Kanseri Hakkında Ne Biliyoruz?

Lokalize prostat kanseri; prostat bezi içerisinde sınırlı olan, prostat bezinin dışına çıkmamış olan prostat kanseri anlamına gelir. Lokalize perostat kanseri, kanserin prostat içindeki boyutuna ve prostattaki yerleşim yerine göre T1 ve T2 olmak üzere iki evreye ayrılır.

T1 evredeki kanser, ultrason, tomografi ya da MR gibi görüntüleme yöntemleri ile görülemez. Kanser parmakla yapılan prostat muayenesinde de hissedilemeyecek kadar küçüktür. T1 evresindeki kanser ancak prostat biyopsisi ya da TUR prostat ameliyatı ile alınan dokuların patoloji uzmanı tarafından incelemesi sonucu tespit edilebilir. Bu evredeki kanser kendi arasında a, b ve c evresi olarak üçe ayrılır.

T2 evresindeki kanser hala prostat bezi içinde sınırlıdır. Ancak parmakla muayenede kanser dokusu hissedilir. Bu evre, kanser dokusunun boyutuna ve bir ya da iki yarısında olup olmadığına göre a, b ve c olarak üçe ayrılır.

Lokalize prostat kanserinin tedavisindeki seçenekler; izlem, ameliyat (radikal prostatektomi), ışın tedavisi (radyoterapi) ya da dondurma işlemi gibi yeni deneysel yöntemlerdir.

Lokal İleri Prostat Kanseri Nedir?

Lokal ileri prostat kanseri, hastalığın prostat bezi dışına çıkmış ancak kemikler, akciğer ve beyin gibi uzak organlara yayılmamış halidir. Hastalık prostat kapsülünü aşmış ve meni kesesine yayılmış ise T3,  idrar kesesi, mesane boynu, idrarı tutan büzük kasları, kalın bağırsağın son kısmı (rektum) ya da leğen kemiği kaslarına yayılmışsa T4 evrede demektir.

Lokal ileri prostat kanserinde tedavi seçenekleri; takip, ameliyat (radikal prostatektomi) ya da ışın tedavisi (radyoterapi) ile birlikte hormon tedavisidir. Her bir tedavinin kendi göre avantaj ve dezavantajları vardır.

Metastatik Prostat Kanseri Hakkında Ne Biliyoruz?

Hastalık eğer leğen kemiği dışında bulunan lenf bezlerine ya da kemik, akciğer ve beyin gibi organlara yayıldıysa buna metastatik hastalık ya da metastatik prostat kanseri adı verilir. Prostat dışındaki yerlerde bulunan kanser dokusuna metastaz denir. Metastatik hastalığın tedavisi genellikle hormonal tedavidir.

Metastatik hastalık tamamen tedavi edilemez. Amaç kanserin ve metastazın büyümesin yavaşlatmak ve böylece hastanın daha uzun ve daha iyi bir şekilde yaşamasını sağlamaktır.

Hastalık genellikle önce omurga kemiklerine yayılır. Hastalık daha ileri evrelerde ise akciğer, karaciğer, leğen kemiği dışındaki lenf bezleri ve beyine yayılır. Metastaz kandaki prostat spesifik antijen (PSA) düzeyinde artışa yol açar.

Hastalığın omurga kemiklerine sıçraması durumunda, ciddi sırt ağrısı, omurga kemiklerinde kendiliğinden oluşan kırıklar görülür. Omurga kemiklerindeki kırıklar sinir ya da omurilik üzerine bası oluşturur.

Hastalığın akciğerlere yayılması devamlı öksürüğe, kanlı balgam ya da nefes darlığına yol açabilir.
Hastalığın nerelere sıçradığını anlamak için görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Kemik metastazlarını tespiti için kemik sintigrafisi gerekir. Kemik sintigrafisinde şüpheli bir görüntü varsa, BT görüntüleme kemik metastazları hakkında daha detaylı bilgi verebilir. Ayrıca BT, karaciğer, akciğer ve beyin metastazlarının tespiti için de kullanılabilir.

Metastatik Prostat Kanseri Tedavisi Hakkında Ne Biliyoruz?

Metastatik prostat kanserinde tedavi genellikle hormonal tedavidir. Hormonal tedavinin bir diğer adı androjen baskılayıcı tedavidir. Hormon tedavisi hiçbir zaman hastalığı tamamen tedavi etmez.  Amaç hastalığın neden olduğu şikayetleri gidermek ya da ötelemektir. Hormonal tedavi hem prostat içindeki kanseri hem de metastazın büyümesini yavaşlattır hem de  şikayetlerin hafiflemesini sağlar.

Hormonal tedavi ya ameliyat (cerrahi tedavi) ile ya da ilaç tedavisi ile yapılabilir. Cerrahi tedavide her iki testis çıkarılır. Bu ileme bilateral orşiektomi adı verilir. Erkeklik hormonlarının (androjen) üretimini durduran ilaç tedavisinde LHRH antagonisti ya da LHRH agonisti adı verilen ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar cilt altına ya da kas içine verilir. Aylık ya da 3 aylık kullanılan türleri bulunmaktadır. Antiandrojen adı verilen ilaçlar ise, erkeklik hormonlarının üretimini değil de etkisini engelleyerek etki gösteren ilaçlardır. Bunlar hap şeklindedir.

Hormon tedavisinin bir takım yan etkileri bulunur. Bunlardan en sık görülenleri sıcak basması, cinsel isteksizlik ve penis sertleşmesinde bozukluklardır.

Hormon tedavisi başlandığında, kemik metastazı varsa, ağrılarda artma ya da kırıklar görülebilir. Uygulanacak radyasyon tedavisi ile ağrılar azaltılabilir ve kırıkları önlenebilir.

LHRH agonistleri metastatik prostat kanseri tedavisinde en sık önerilen tedavi şeklidir. Ancak tedavi seçenekleri her zaman sizin kişisel durumunuza göre düzenlenmelidir. Aşağıda sıralananlar tedavinizi planlarken doktorunuzun göz önünde bulunduracağı noktalardır.

Kastrasyona (Hormona) Dirençli Prostat Kanseri Nedir?

Kastrasyona dirençli prostat kanseri, aslında metastatik prostat kanserinin bir değişik formu, metastatik hastalığın tedavisi sırasında görülen bir tipidir.  Metastatik hastalıkta uygulanan hormonal tedavi, erkeklik hormonlarının (androjenler) üretimini durdurur ya da etkilerini engeller. Bu duruma kastrasyon adı verilir.

Hormonal tedavi kanserin ilerlemesini ve kanser hücrelerinin çoğalmasını ve kanser dokusunun büyümesini durdurur. Ancak ne var ki bu etki çok uzun sürmez ve kastrasyona dirençli prostat kanseri gelişir. Hastalığın hormona dirençli hale gelmesi, hormonal tedavinin başlamasından yaklaşık 2-3 yıl sonra gerçekleşir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri tamamen tedavi edilemez.

Kastrasyona dirençli hale gelmiş prostat kanseri, büyümek için artık çok daha düşük düzeyde androjen hormonuna ihtiyaç duyar. Yani vücut hiç androjen üretmese bile kanser ya da metastaz büyümeye devam eder. Hastalık, hormonal tedaviye yani kastrasyon tedavisine artık cevap vermediği için kastrasyona dirençli prostat kanseri denir.

Hastalık kastrasyona dirençli hale geldiğinde, kan prostat spesifik antijen (PSA) düzeyi tekrar artış gösterir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri tanısı, 3 hafta arayla alınan 3 ayrı testte kan PSA düzeyinin yüksek tespit edilmesiyle konur. Tanı ayrıca kanserin ya da metastazın büyümesi ile de konulabilir.

Kastrasyona dirençli prostat kanseri tedavisinde kullanılan tedavi seçenekleri arasında; antiandrojen tedavisi, östrojen tedavisi, adrenolitik ilaçlar, yeni nesil hormonal ilaçlar, immünoterapi, kemoterapi ve radyasyon tedavisi bulunmaktadır.

Kastrasyona dirençli prostat kanserinde, kanser hücreleri az da olsa hala androjenlere yanıt verdiği için testosteron düzeyini düşük tutmak için hormonal tedaviye devam edilir.

Prostat Kanseri Nüksü Hakkında Ne Biliyoruz?

Tedavi uygulanmış ve kontrol altına alınmış prostat kanseri hastalığının bir süre sonra belirtilerinin tekrar ortaya çıkması durumudur. Kanser nüksü, prostat içinde, prostat çevresindeki dokularda, leğen boşluğunda ya da vücudun başka bir yerinde görülebilir.

Eğer hastalığın tedavisi için radikal prostatektomi ameliyatı yapıldıysa,  ameliyattan yaklaşık bir ay sonra kanda PSA seviyesinin ölçülemez bir halde olması gerekir. Önce düşen ve ölçülemez düzeydeki PSA düzeyi, bir süre sonra artmaya başladıysa, bu nüksün göstergesidir. Böyle bir durumda prostatın çıkarılmış olduğu yatakta kalmış olan kanser hücrelerini öldürmek için, prostat yatağı ışınlanır. Eğer nüks başka bir yerde ise hormon tedavisi uygulanır.

Eğer hastalığın ilk tedavisinde ameliyat değil de ışın tedavisi uygulandıysa ve hastalık nüks ettiyse, bu durumda radikal prostatektomi uygulanabilir. Ancak PSA düzeyi çok hızlı artarsa ya da şikayetler varsa hormon tedavisi uygulanır. Bazen nüks hastalığı tedavi etmek için hormon tedavisi yerine brakiterapi de uygulanabilmektedir.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.